Bir Azmin Öyküsü-Melih İletişim

Bir şeyler başarmak için pes etmemeyi, ne olursa olsun ne zorluklarla karşılarsak karşılaşalım asla vazgeçmememiz gerektiğini bana gösteren en yakınımdaki örnek babamın yarısı, amcam Melih Demirkaya. Ara sıra sohbet ederken hep geçmişini anlatırdı bana bu zamana kadar nasıl geldiğini ne gibi zorluklara göğüs gerdiğini ve çok şükür şu anda 3 dükkan sahibi.

1974 İstanbul da dünyaya geldi.  Babamın pazarlarda çalıştığı zamanlar amcamla halam, zar zor şartlarda okumak için çabalıyorlardı. Hep anlatır çünkü bize her sabah okula otostop çekerek gittiğini, soğuk kış zamanında üzerilerinde mont olmamasına rağmen 1 metre karın içinde okula gittiklerini hep anlatır. Okul zamanları böyle zorlu geçtikten sonra ve tabi ki de o zamanlar okumak herkese nasip olmadığından okulu bırakıp babamla birlikte sürekli pazarlarda satıcılığa başlamışlar. Askerden geldikten bir süre sonraya kadar pazarcılıkla uğraştıktan sonra ticarete atılmayı kafasına koymuştu.

Bizim oturduğumuz yere en yakın semt olan Hadımköy de bir arkadaşı tarafında telefonculuk işine başlamış  arkadaşı sayesinde bu işi öğrenmişti. Ancak arkadaşı amcam için bir söz vermesini istiyor. Eğer işi amcama öğretirse onun olduğu semtte olmayacaktı. Amcam da sözünü tuttu ve başka bir yerde çalışmaya başladı. Daha sonra kendi dükkanını Habibler semtine açtı. Dükkan defalarca gasp ve hırsızlığa uğradı çok zor zamanlardı. Çünkü o zamanlar yeni doğmuş kuzenim vardı ve bir yandan da eve ekmek götürmeye çalışıyordu. Düşünsenize aklınızda sürekli aileniz nasıl ekmek götürebilirim diye ve defalarca soyguna uğruyorsunuz. Habibler’deki dükkanı kapadıktan sonra başka bir semte taşıdı dükkanı ve orada da soyguna uğradı. Amcam yine devam etti ancak bu sefer kendi işini yapmıyordu başkasının yanında işe başladı.

Aradan yıllar sonra, tabi bizim oturduğumuz yerde ve amcamın çalıştığı yerde herkes amcamı tanımıştı bir nevi kişisel markasını oluşturmuştu. Sonra tam da çalıştığı dükkanın yaklaşık 20-30 metre yukarısına kendi dükkanını açmaya karar verdi. Eğer görseydiniz  orayı bir cadde de 3 tane telefon dükkanı vardı ve bu dükkanla beraber 4 olacaktı.  Ama olsun yine de kendi işini yapma konusunda kararlıydı çünkü çevresi vardı ve herkes amcamı tanıyordu o çevrede.

Dükkanı açtıktan yaklaşık 2 yıl sonra şimdiki ortağı İsmail Kayacan ile beraber, daha büyük ve daha işlek bir yere, diğer bir şubesini açtı. Geçen sene de çok şükür 3. dükkanı açtı ve hala da hizmete devam etmekte.

Geçen sene dükkanı kapatıp eve dönerken arabadaydık ve bana şunu söylemişti:” Yıllar yıllar önce eve gidebilmek için yağmurun altında, gecenin bir saatinde sırılsıklam otobüs veya bir araba bekliyordum bak şimdi çok şükür arabamız var sıcacık evimize gidiyoruz”. İşte Allah sabredene, gayret gösterene her türlü rızkı verir. Eğer bir gün yolunuz Hadımköy’e düşerse bir çayımızı içmeye bekleriz.

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir